En zoru beklemek değilmiş.
Beklediğini bile bile,
bekletmek zorunda olduğunun
farkındalığı daha zor…
Yoruldum bilinçli olmaktan…
Öylesine…
Bunca acı içinde en iyisi uyumak sanırım…
Sev-mek…
Baktığında ye-mek, iç-mek,
hatta yaşa-mak gibi,
sıradan bir fiil.
Ama öyle değil işte…
Yaşasın Yalnızlığım…
Kalp insanı hep hataya sürükler.
En iyisi aklınla yoluna devam edip, yalnız kalmak.
Yaşasın haklı ve gururlu yalnızlığım…
Ontolojik Hata!
İnsanlığın en büyük hatası,
hiçlik içinde var olma çabası…
Kırık Aynalar…
İnsanlık yere düşen ayna gibi,
her parçasında farklı bir yüz.
Tanınmaz hale geldik ama çeşitlilikten uzak,
hatta insanlıktan bile uzak…
Ruhun sonsuzluğu…
Sonsuz ruhun hapsolduğu bir beden düşünün. İmkanlarına mekanın dar olduğu. Hangi hapishane duvarı ağır gelir buna. Ve hangi ceza daha ağırdır vicdan ve yaşamın yanında…
Mekan ve imkan…
Bir şeyin “imkan” dahilinde olması için “mekan” ön koşuldur. Yani bir şeyi çok istiyorsanız ona olanak sağlayın ve izleyin. Doğal süreçle bağdaştırırsak eğer: “Suya akması için eğim verin ve kendi yolunu bulduğunu görün.” Doğa her zaman üstün gelecektir…
Öyle işte…
Attığı çöpten daha pis insanlar tanıdım. Üzeri pis kokan ama adam gibi adam olan insanların tırnağını olamayacak insanlar. Ve ne ilginçtir ki üzülen hep adamlar oldu bu dünyada. Adalet, çokta iyi birşey değil sanırım.
Saye (Gölge)
Gönül güzel olunca vesiledir eller;
Her baktığını güzel görür saye der diller…