Bir şeyin “imkan” dahilinde olması için “mekan” ön koşuldur. Yani bir şeyi çok istiyorsanız ona olanak sağlayın ve izleyin. Doğal süreçle bağdaştırırsak eğer: “Suya akması için eğim verin ve kendi yolunu bulduğunu görün.” Doğa her zaman üstün gelecektir…
Öyle işte…
Attığı çöpten daha pis insanlar tanıdım. Üzeri pis kokan ama adam gibi adam olan insanların tırnağını olamayacak insanlar. Ve ne ilginçtir ki üzülen hep adamlar oldu bu dünyada. Adalet, çokta iyi birşey değil sanırım.
Varlığın mahiyeti üzerine.
Talebe ve Muallim arasında geçen bir konuşma…
Düşüncenin Sınırı ve Dil
Özne ve dil arasındaki ilişki zorunluluktur. Çünkü insan düşünmeden ve düşündüklerini paylaşmadan beşer olmaktan kurtulamaz. Peki dili oluşturan insan ( tabii oluşturan gerçekten biz isek) şuan gerçekten hala dili yönetebiliyor mu, yoksa Hobbes’un “Leviathan” ı gibi dil tarafından ele geçirilmiş durumda mı?
Kıyamet planı…
Dünyadaki tüm insanlar ortak bir karar alıp intihar etseler, Tanrının kıyamet planı suya mı düşer?
Problem büyük…
İnsanlar yaşamdan daha zor. Bazıları havuz problemlerinden bile zor. Yetmiyor onlarca musluk doldurmaya. Keşke daha basit bir yolu olsaydı yaşamı anlamlandırmanın. Ama o zaman da sınavın ne manası kalırdı diyebilirsiniz. İşte o sınav ücreti ödeyebileceğimiz kadar ucuz olmasaydı da hiç girmeseydik. Belki o zaman daha mutlu olabilirdik kim bilir???
Ölüm hakkı üzerine…
Dünya üzerindeki tüm hukukların ilk maddesi olan “yaşam hakkı” bir kandırmacadan ibarettir.
Çok mu?
Kafamda bir İsmet Özel şiiriyle, neşedertaşk dinleyip, Franz Kafka bakışıyla, Oğuz Atay okumak istiyorum.
Çok mu?
Anlam Zorluğu
“Nasıl” ını anlıyorum;
“Neden” ini anlayamıyorum…
Tarifsiz Acılar
“Tarifsiz acılar” tabirinde acının tarif edilebilir bir şeymiş gibi yansıtılması kadar saçma bir durum yok…
Nedir acının ölçüsü ki tarif edesin onu?
Babasını kaybeden çocuk mu daha acılı yoksa evladını kaybeden baba mı?
Acının içinde olan mı daha şanslı yoksa dışardan izleyip elinden hiçbir şey gelmeyen mi?
Velhasıl acının derecesi değil, geçmeyecek oluşu koyuyor insana…
Kafamda bir İsmet Özel şiiriyle, neşedertaşk dinleyip, Franz Kafka bakışıyla, Oğuz Atay okumak istiyorum.
“Nasıl” ını anlıyorum;
“Tarifsiz acılar” tabirinde acının tarif edilebilir bir şeymiş gibi yansıtılması kadar saçma bir durum yok…